top of page

Vibe Coding: Yazılım Geliştirmede Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?

  • Yazarın fotoğrafı: Sharpware
    Sharpware
  • 18 Haz
  • 8 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 saat önce

Vibe Coding, yazılım geliştirmede doğal dili ana etkileşim araçlarından biri haline getiren, geliştiricinin ne istediğini tarif ettiği ve yapay zekânın kodu ürettiği bir çalışma biçimidir. Terim, Andrej Karpathy tarafından 2025’in başında popülerleştirildi ve kısa sürede AI destekli yazılım geliştirmenin en çok konuşulan kavramlarından biri haline geldi.


Ancak Vibe Coding’i yalnızca “yapay zekâ ile kod yazmak” olarak tanımlamak eksik kalır. Kavramın özgün kullanımında geliştirici kodun her satırını anlamaya veya her değişikliği ayrıntılı biçimde incelemeye çalışmak yerine çalışan sonucu gözlemler, yeni talimatlar verir ve uygulamayı iteratif biçimde şekillendirir.


Bu yaklaşım prototip geliştirmeyi ciddi biçimde hızlandırabilir. Aynı zamanda güvenlik, bakım, test edilebilirlik ve teknik borç açısından yeni sorular ortaya çıkarır.

Bu nedenle asıl mesele Vibe Coding’in iyi veya kötü olması değil, hangi bağlamda ve hangi mühendislik kontrolleriyle kullanıldığıdır.

vibe coding nedir?

Vibe Coding Nedir?


Vibe Coding, istenen yazılım davranışının doğal dil ile tarif edildiği ve kodun büyük bölümünün yapay zekâ tarafından oluşturulduğu bir geliştirme yaklaşımıdır. Geleneksel geliştirmede geliştirici çözümün nasıl gerçekleştirileceğini büyük ölçüde kendisi yazar. AI destekli geliştirmede yapay zekâ bu süreci hızlandırır ancak geliştirici üretilen kod üzerinde aktif kontrolünü sürdürür.


Vibe Coding’de ise etkileşim daha farklıdır. Kullanıcı örneğin:

“Koyu temalı bir dashboard oluştur. Sol tarafta filtreler, üst bölümde dört KPI kartı ve ortada aylık trend grafiği olsun.”

gibi bir talimat verebilir.


AI uygulamanın ilk versiyonunu oluşturur. Kullanıcı sonucu çalıştırır ve ardından:

“Grafik alanını büyüt, filtreleri daralt ve mobil görünümü düzelt.”

gibi yeni talimatlarla ilerler.


Kodla etkileşim giderek azalırken sonuçla etkileşim artar. Vibe Coding’in temel değişimi de burada ortaya çıkar: yazılım geliştirme, belirli ölçüde syntax odaklı üretimden intent odaklı üretime doğru kayar.


Vibe Coding Kavramının Ortaya Çıkışı


“Vibe Coding” terimi Andrej Karpathy tarafından Şubat 2025’te ortaya atıldı. Karpathy kendi deneyimini anlatırken AI tarafından oluşturulan değişiklikleri sürekli kabul ettiği, hata mesajlarını tekrar modele verdiği ve kodun ayrıntılarından giderek uzaklaşarak çalışan sonuç üzerinden ilerlediği bir geliştirme biçimini tarif etti.


Bu ayrıntı önemli çünkü günümüzde AI ile yapılan neredeyse her kodlama faaliyeti zaman zaman Vibe Coding olarak adlandırılıyor. Oysa kavramın özgün anlamı bundan daha dar.


Bir geliştirici AI’dan kod önerisi alıyor, üretilen kodu inceliyor, test ediyor, mimari etkilerini değerlendiriyor ve yaptığı değişiklikleri anlayarak ilerliyorsa bu daha çok AI-assisted development, yani AI destekli yazılım geliştirmedir. Vibe Coding’de ise kaynak kodun kendisine olan doğrudan ilgi azalır ve çalışan sonuç daha fazla öne çıkar. Bu ayrımı korumak önemli. Çünkü iki çalışma biçiminin oluşturduğu risk seviyesi aynı değildir.


Vibe Coding ve AI Destekli Kodlama


Vibe Coding ile AI destekli yazılım geliştirme aynı teknolojileri kullanabilir ancak geliştiricinin süreçteki rolü farklıdır.


Vibe Coding

AI Destekli Yazılım Geliştirme

Ana etkileşim

Doğal dil ve çalışan sonuç

Kod + doğal dil

Kod inceleme

Sınırlı olabilir

Aktif olarak yapılır

Kodun anlaşılması

İkincil hale gelebilir

Geliştirici sorumluluğundadır

Hız

Çok yüksek olabilir

Yüksek

Mühendislik kontrolü

Kullanıma göre değişken

Daha güçlü

En uygun alan

Prototip, deney, kişisel araç

Üretim sistemleri dahil daha geniş kullanım

Bu nedenle “AI kod yazıyor” demek tek başına Vibe Coding yapıldığı anlamına gelmez.


Temel ayrım şudur:

Üretilen kodun sorumluluğunu kim taşıyor ve onu ne kadar anlıyor?


Vibe Coding Nasıl Çalışır?


Vibe Coding süreci çoğunlukla fikir ile çalışan prototip arasındaki mesafeyi azaltır. Kullanıcı önce ihtiyacını doğal dille tarif eder. AI kodu üretir ve çalışan bir ilk versiyon ortaya çıkar. Kullanıcı bu versiyonu deneyerek sonucu değerlendirir ve geri bildirim verir.


Bu döngü birçok kez tekrarlanabilir. Örneğin bir iç operasyon aracı geliştiren ekip ilk prompt’ta müşteri listesini ve temel filtreleme fonksiyonlarını oluşturabilir. İkinci iterasyonda rol bazlı erişim, üçüncü iterasyonda raporlama, sonraki adımda ise şirket sistemleriyle entegrasyon eklenebilir.


Bu çalışma biçiminde geliştirme ile prototipleme arasındaki çizgi giderek incelir.

Eskiden bir fikri deneyebilmek için tasarım, geliştirme ve deployment aşamalarının tamamından geçmek gerekirken, modern AI coding araçlarıyla aynı fikir çok daha kısa sürede çalışan bir örneğe dönüştürülebilir. Bu hız özellikle belirsizliği azaltmak için kullanıldığında güçlüdür. Sorun, prototip hızının üretim kalitesiyle karıştırıldığı noktada başlar.


Vibe Coding’in Avantajları


Hızlı Prototipleme


Vibe Coding’in en güçlü kullanım alanlarından biri prototiplemedir. Bir ürün fikrini PowerPoint üzerinde anlatmak yerine çalışan bir örnek oluşturmak, kullanıcı ve paydaşlardan çok daha kaliteli geri bildirim alınmasını sağlayabilir.


Örneğin Product Owner yeni bir müşteri deneyimini yalnızca user story olarak tarif etmek yerine çalışan bir prototiple test edebilir. Böylece ekip aylar sonra değil, geliştirmeye büyük yatırım yapmadan önce öğrenmeye başlar.


Teknik Bariyerlerin Azalması


Doğal dilin geliştirme arayüzüne dönüşmesi, teknik olmayan rollerin de yazılım üretim sürecine daha aktif katılmasına imkân tanır. Ürün yöneticileri, analistler, tasarımcılar veya girişimciler küçük uygulamalar ve deneyler oluşturabilir. Bu, yazılım mühendisliği uzmanlığının gereksiz hale geldiği anlamına gelmez. Ancak fikir ile ilk çalışan versiyon arasındaki teknik bariyer önemli ölçüde azalabilir.


Küçük Araçların Geliştirilmesi


Birçok kurumda geliştirilmeye değer görülmediği için yıllarca Excel, e-posta veya manuel süreçlerle yürütülen küçük operasyonel ihtiyaçlar bulunur. Basit raporlama araçları, veri dönüştürücüler, iç ekip uygulamaları veya kişisel otomasyonlar Vibe Coding için uygun adaylar olabilir. Bu tip kullanım senaryolarında geliştirme maliyetinin düşmesi, daha önce ekonomik olmayan küçük yazılım problemlerini çözülebilir hale getirebilir.


Deney Maliyetinin Düşmesi


Ürün geliştirmedeki önemli maliyetlerden biri yanlış fikre büyük yatırım yapmaktır. Vibe Coding bir fikrin teknik olarak çalışıp çalışmadığını veya kullanıcı açısından anlamlı olup olmadığını daha küçük yatırımla test etmeye yardımcı olabilir. Bu açıdan bakıldığında Vibe Coding’in en önemli avantajı yalnızca daha hızlı kod yazmak değil, daha ucuza öğrenmek olabilir.


Vibe Coding için Uygun Kullanım Alanları


Vibe Coding her yazılım problemi için aynı ölçüde uygun değildir. Özellikle riskin düşük ve geri dönüşün kolay olduğu alanlarda daha anlamlıdır.


  • Prototipler ve PoC’ler: Yeni bir ürün fikrini veya teknik yaklaşımı hızlı biçimde test etmek.

  • Kişisel araçlar: Belirli bir kullanıcının kendi işini kolaylaştıran küçük uygulamalar.

  • İç ekip araçları: Kritik olmayan operasyonel süreçleri destekleyen basit çözümler.

  • Hackathon ve deneyler: Kısa sürede farklı çözüm alternatifleri oluşturmak.

  • UI ve kullanıcı akışı denemeleri: Fikirleri çalışan deneyimlere dönüştürerek erken geri bildirim almak.


Bu kullanım alanlarının ortak noktası şudur: hata maliyeti nispeten düşüktür ve geliştirilen çözüm gerektiğinde kolayca değiştirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.


Üretim Ortamında Vibe Coding


Bir prototipin çalışması ile güvenilir bir production sistemi olması arasında önemli bir fark vardır. Üretim ortamına çıkan yazılım yalnızca fonksiyonel olmak zorunda değildir. Güvenli, sürdürülebilir, gözlemlenebilir, test edilebilir ve gerektiğinde başka geliştiriciler tarafından değiştirilebilir olması gerekir.


Bir AI aracına:

“Login ekranı ekle.”

demek çalışan bir ekran üretebilir.


Ancak üretim sisteminde şu soruların da cevaplanması gerekir:


  • Kimlik doğrulama nasıl yapılıyor?

  • Session yönetimi güvenli mi?

  • Authorization doğru uygulanıyor mu?

  • Rate limiting var mı?

  • Kişisel veriler nasıl korunuyor?

  • Hatalar nasıl loglanıyor?

  • Bağımlılıklar güvenilir mi?

  • Test kapsamı yeterli mi?


Bu soruların çoğu ekranda görünen sonuçtan anlaşılamaz. Dolayısıyla “çalışıyor” ile “üretime hazır” aynı kalite seviyesi değildir.


Güvenlik Riskleri


Vibe Coding’in en kritik tartışma alanlarından biri güvenliktir. AI tarafından üretilen kod fonksiyonel görünebilir ancak authorization eksiklikleri, girdi doğrulama problemleri, secret yönetimi veya yanlış yapılandırmalar gibi güvenlik açıkları içerebilir.


2026’da yayımlanan vibe-coded uygulamalar üzerine akademik bir çalışma, incelenen uygulamalarda unfiltered input, secret exposure ve placeholder logic gibi tekrar eden güvenlik problem sınıfları gözlemledi. Araştırmacılar model yetenekleri ve daha iyi prompting’in bu sorunları azaltabildiğini ancak tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor.


Buradaki problem yalnızca AI’ın hata yapması değildir. İnsan geliştiriciler de güvenlik açığı oluşturabilir. Vibe Coding’de farklı olan risk, kodu üreten sistem ile onu kullanan kişinin uygulamanın iç işleyişine ilişkin bilgisinin birbirinden uzaklaşabilmesidir. Kullanıcı yalnızca ekranda görünen fonksiyonu kontrol ettiğinde görünmeyen güvenlik problemleri fark edilmeden kalabilir.


Teknik Borç ve Bakım


Vibe Coding ile kısa sürede çok fazla kod üretmek mümkündür. Ancak kod üretme hızının artması, kodu gelecekte değiştirme maliyetinin otomatik olarak azalacağı anlamına gelmez.


AI aynı ihtiyacı farklı yerlerde farklı biçimlerde çözebilir, gereksiz bağımlılıklar ekleyebilir veya kısa vadede çalışan fakat uzun vadede mimari karmaşıklık yaratan seçimler yapabilir. İlk gün bu problemlerin hiçbiri görünmeyebilir. Uygulama çalışır.


Bir ay sonra yeni özellik eklemek gerektiğinde ise değişikliklerin beklenmedik alanları bozduğu, kimsenin belirli kod parçalarının neden var olduğunu bilmediği veya AI’ın eski kararları anlamadan yeni katmanlar eklediği bir yapı ortaya çıkabilir. Bu noktada Vibe Coding’in sağladığı geliştirme hızı teknik borç faizine dönüşebilir.


Test ve Kalite Kontrolü


Vibe Coding’de en önemli prensiplerden biri AI çıktısını çalışan uygulama üzerinden test etmekle yetinmemektir. Fonksiyonun belirli bir senaryoda çalışması, sistemin bütün koşullarda doğru çalıştığını göstermez.


Bu nedenle üretime yaklaşan projelerde klasik mühendislik kalite mekanizmaları önemini korur:


  • unit ve integration testleri,

  • end-to-end testler,

  • static analysis,

  • dependency ve secret scanning,

  • code review,

  • security testing,

  • performans testleri,

  • CI/CD Quality Gate’leri.


AI kod üretimini hızlandırdıkça test otomasyonunun önemi azalmaz; aksine artabilir. Çünkü üretim kapasitesi büyüdüğünde aynı hızda doğrulama kapasitesi de oluşturmak gerekir.


Vibe Coding ve Teknik Olmayan Kullanıcılar


Vibe Coding’in en ilgi çekici taraflarından biri daha önce yazılım geliştirmemiş insanların çalışan uygulamalar oluşturabilmesidir. Bu önemli bir fırsattır ancak yeni bir sorumluluk alanı da yaratır.


Bir kullanıcı uygulamayı yapabiliyor olabilir ancak:


  • hangi verinin hassas olduğunu,

  • güvenli authentication’ın nasıl çalıştığını,

  • database erişim kurallarının nasıl tasarlanacağını,

  • bağımlılık risklerinin nasıl yönetileceğini,

  • production deployment’ın hangi kontrolleri gerektirdiğini


bilmeyebilir.


Bu yüzden teknik bariyerin azalması ile mühendislik bilgisinin değersizleşmesi aynı şey değildir. Tam tersine yazılım üretmek kolaylaştıkça üretilen yazılımın doğru olup olmadığını değerlendirebilme yetkinliği daha önemli hale gelir.


Vibe Coding ve No-Code Arasındaki Fark


Vibe Coding ile No-Code yaklaşımları benzer bir amaca hizmet edebilir: yazılım geliştirmeyi daha erişilebilir ve hızlı hale getirmek. Ancak çalışma modelleri farklıdır.


No-Code platformları kullanıcının önceden tanımlanmış bileşenler, workflow’lar ve görsel araçlar üzerinden uygulama geliştirmesine olanak tanır. Vibe Coding’de ise AI ihtiyaç doğrultusunda doğrudan kod üretebilir. Bu nedenle Vibe Coding daha esnek olabilir ancak ortaya çıkan kodun ve mimarinin kontrolü daha fazla önem kazanır.


FlutterFlow gibi platformlar ise bu iki dünyanın giderek yakınlaştığı örneklerden biridir. Görsel geliştirme ile kod üretimini bir araya getirirken AI tabanlı geliştirme özellikleri de süreç içerisinde kullanılabilir.


Vibe Coding ve Agentic Coding


AI coding araçları yalnızca prompt’tan kod üreten sistemler olmaktan çıkıyor. Coding agent’lar artık repository içerisindeki dosyaları inceleyebilir, bir görevi planlayabilir, kod değişiklikleri yapabilir, testleri çalıştırabilir ve ortaya çıkan hatalara göre yeni değişiklikler gerçekleştirebilir.

Bu gelişim Vibe Coding ile Agentic Coding arasında önemli bir ayrım yaratıyor.

Vibe Coding daha çok kullanıcının sonucu tarif ederek AI ile iteratif biçimde yazılım oluşturmasını ifade ederken Agentic Coding’de sistem belirli bir yazılım görevini daha bağımsız şekilde yürütebilir.

Her ikisinde de aynı temel risk geçerlidir: Üretim kapasitesi arttıkça kontrol mekanizmalarının da aynı ölçüde güçlenmesi gerekir.

Vibe Coding için Mühendislik Kontrolleri


Vibe Coding’i yalnızca prototip seviyesinde bırakmayıp gerçek bir ürüne dönüştürmek isteyen ekiplerin belirli bir noktada mühendislik disiplinini sürece dahil etmesi gerekir.

İlk olarak üretilen kodun sahipliği net olmalıdır. “Bunu AI yazdı” bir production probleminde sorumluluğu ortadan kaldırmaz.


İkinci olarak mimari kararların görünür hale getirilmesi gerekir. AI’ın her prompt’ta lokal olarak doğru görünen kararlar vermesi, sistem genelinde tutarlı bir mimari oluşturduğu anlamına gelmez.


Üçüncü olarak test ve güvenlik kontrolleri otomatik hale getirilmelidir. Kod üretme hızının çok yükseldiği bir sistemde bütün doğrulamayı manuel yapmak sürdürülebilir değildir.


Son olarak ekip, AI tarafından üretilen sistemi gerektiğinde AI olmadan da anlayabilecek seviyede bilgi sahibi olmalıdır. Bu sınır kritik: Bir sistem çalışıyor ancak onu güvenle değiştirebilecek kimse yoksa yazılım varlığından çok yazılım riski oluşmuş olabilir.


Prototipten Ürüne Geçiş


Vibe Coding ile oluşturulan bir prototip başarılı olduğunda ekiplerin yaptığı yaygın hatalardan biri prototipi doğrudan production’a taşımaktır. Daha sağlıklı yaklaşım, prototip ile ürün arasında bilinçli bir geçiş aşaması oluşturmaktır.


Bu aşamada mimari gözden geçirilebilir, güvenlik açıkları analiz edilebilir, kritik kod bölümleri yeniden ele alınabilir, test otomasyonu kurulabilir ve uygulamanın gerçek kullanım yüküne hazır olup olmadığı değerlendirilir.


Bazı projelerde AI tarafından oluşturulan kodun önemli bölümü korunabilir. Bazılarında ise prototip yalnızca ne yapılması gerektiğini öğrenmek için kullanılır ve production çözümü farklı bir mimariyle yeniden oluşturulur. Bu başarısızlık değildir. Prototip zaten en önemli görevini yerine getirmiştir: Belirsizliği azaltmıştır.


Vibe Coding ve Yazılım Mühendisliği


Vibe Coding yazılım geliştirmeyi değiştirebilir ancak yazılım mühendisliğinin temel problemlerini ortadan kaldırmaz.


Bir sistemin:


  • doğru mimariye sahip olması,

  • güvenli çalışması,

  • değiştirilebilir olması,

  • test edilebilir olması,

  • performansının izlenmesi,

  • arıza durumunda toparlanabilmesi


hâlâ önemlidir.


Değişen şey, kodun nasıl üretildiğidir. Kod üretmek giderek ucuzladıkça yazılım geliştirmedeki değer; syntax yazabilmekten problem tanımlama, sistem tasarımı, test, güvenlik ve teknik karar verme gibi alanlara doğru kayabilir. Bu nedenle geleceğin güçlü yazılım ekiplerini yalnızca en hızlı kod üreten ekipler olarak görmek doğru olmaz.


Daha anlamlı ölçüt: Hızlı ürettikleri yazılımı ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir biçimde yönetebildikleri olacaktır.


Sharpware olarak AI destekli yazılım geliştirmeyi yalnızca hız perspektifinden değerlendirmiyoruz. Kod üretiminin yanında yazılım mimarisi, test otomasyonu, DevOps, teknik borç ve geliştirme süreçlerinin olgunluğu birlikte ele alınmadığında hızın kalıcı değere dönüşmesinin zorlaştığını düşünüyoruz.


Sık Sorulan Sorular


Vibe Coding için programlama bilmek gerekir mi?

Basit uygulamalar ve prototipler için ileri seviye programlama bilgisi gerekmeyebilir. Ancak proje büyüdükçe güvenlik, veri modeli, mimari ve hata ayıklama gibi konularda teknik bilgi önemli hale gelir.


Vibe Coding ile geliştirilen kodun sahibi kimdir?

Bu konu kullanılan AI aracının lisans koşullarına, kullanılan kaynaklara ve projenin hukuki bağlamına göre değerlendirilmelidir. Kurumsal kullanımda kullanılan platformların lisans, veri kullanımı ve fikri mülkiyet koşulları ayrıca incelenmelidir.


Vibe Coding sadece web uygulamaları için mi kullanılır?

Hayır. Web uygulamalarının yanında mobil uygulamalar, script’ler, veri araçları, otomasyonlar ve farklı yazılım prototipleri için de kullanılabilir. Kullanılabilecek alanlar tercih edilen AI coding aracının yeteneklerine bağlıdır.


Vibe Coding ile geliştirilen bir uygulama sonradan geleneksel olarak geliştirilebilir mi?

Evet. Kod tabanına erişilebiliyorsa geliştiriciler uygulamayı inceleyebilir, refactor edebilir ve klasik yazılım geliştirme pratikleriyle geliştirmeye devam edebilir. Bunun ne kadar kolay olacağı üretilen kodun kalitesine ve mimarisine bağlıdır.


Şirketler Vibe Coding kullanımını tamamen yasaklamalı mı?

Her kurum için tek bir doğru yaklaşım yoktur. Daha sağlıklı yöntem, kullanım alanlarını risk seviyesine göre sınıflandırmak ve hangi verilerin, araçların ve projelerin AI coding için uygun olduğunu belirleyen açık kurallar oluşturmaktır.


Vibe Coding ile oluşturulan uygulamalar için code review gerekli mi?

Düşük riskli kişisel prototiplerde kapsamlı review gerekmeyebilir. Ancak müşteri verisi kullanan, kurumsal sistemlerle entegre olan veya production’a çıkacak uygulamalarda code review, test ve güvenlik kontrolleri önemli hale gelir.

 
 

Bültenimize Abone Olun!

Teşekkürler :)

bottom of page